OSMAN HAKAN 的个人资料HAKAN ÜNLÜATA (hunluata)照片日志列表更多 工具 帮助

日志


3月31日

İyiliği Emretmek

Konu: İyiliği Emretmek Kötülükten Men Etmek Müminin özelliğidir...

iyiliği Emretmek Kötülükten Men Etmek Müminin özelliğidir..(1)



Kur'an-ı Kerim, Peygamberimizi şöyle tanımlar:


“Ey Peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik ve hem de Allah'ın izniyle O'na bir davetci ve nurlar saçan bir kandil olarak gönderdik.”(1) Allah Teâlâ büyük lütuf ve kerem sahibi olduğu için yer yüzünün halifeleri kıldığı insanı yalnız bırakmamış, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem'den itibaren gönderdiği peygamberlerle, dünya ve ahiret mutluluğunun yollarını göstermiştir. Peygamberler hem doğru yolu gösteriyor hem de kendileri uygulayarak örnek oluyorlardı. Hiç şüphe yok ki, bu peygamberlerin sonuncusu bizim Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. O Allah'ın emir ve yasaklarını en güzel şekilde ve hiçbir eksiklik yapmadan duyurmuş ve bu görevi yapmanın huzuru içerisinde bu fani hayatı terkederek ahirete intikal etmiştir. Peygamberimiz meşhur veda hutbesinin sonunda dinleyenlere sordu:


-Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashab-ı Kiram hep bir ağızdan:


-Allah'ın emir ve yasaklarını tebliğ ettin, peygamberlik görevini ifa ettin, bize tavsiyelerde bulundun ve nasihat ettin, diye şahitlik ederiz, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz, mübarek şehadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek üç kere:


-şahit ol ya Rab, şahit ol ya Rab, şahit ol ya Rab, dedi.(2)


ölümünden itibaren kabrini ziyaret edenler de aynı şekilde: “Selam sana ey Allah'ın Peygamberi” diye selam verdikten sonra:


-Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Sen de O'nun kulu ve Peygamberisin. şahitlik ederim ki, Allah'ın emir ve yasaklarını tebliğ ettin, emaneti yerine getirdin. ümmete nasihat ettin ve Allah yolunda savaştın. Kıyamete kadar Allah sana salat etsin, derler ve ilk müslümanların hayatında ona verdikleri cevabı kabri başında tekrar ederler.


Gerçekten o, bu şerefli hizmeti en mükemmel şekilde ifa etmiş ve bunun huzuru içerisinde Allah'a kavuşmuştur.


Ondan sonra peygamber gelmeyeceğine göre bu insanları uyarma görevini kim yapacaktır? Bu, ihmal edilmesi mümkün olmayan önemli bir görevdir. Kur'an-ı Kerim'de:


“Sen öğüt verip hatırlat. çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir”(3) buyurulmuştur.


Evet, Peygamberimizden sonra insanlara doğru yolu kim gösterecek ve onları kim uyaracaktır? Bu görev Peygamberimizden sonra bütün müslümanlara intikal etmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:


“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışır ve Allah 'a inanırsınız.”(4) buyurulmuş ve bu görevle bütün müminlerin görevli olduğu bildirilmiştir.


Ayet-i kerime müslümanların ayırıcı özelliğini bildiriyor. Allah'a inanmak, iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak. Bu özellikleri sebebiyle de en hayırlı ümmet oldukları ifade buyuruluyor. çünkü müminler birbirinin kardeşidirler. Elbette kardeş kardeşi uyaracak ve ona doğru yolu gösterecektir. Allah Teâla bu hususu hatırlatarak şöyle buyuruyor:


“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. işte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. çünkü Allah, azizdir, hakimdir.”(5)


Peygamberimiz şöyle buyuruyor:


“Sizden biriniz çirkin bir iş görürse, onu eliyle değiştirsin; eğer buna gücü yetmezse, diliyle uyarsın; buna da gücü yetmezse, kalbiyle nefret etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”(6)


Peygamberimiz çirkin ve haksız bir işi gören müslümanın, buna sessiz kalmayarak tavır koymasını öğütlüyor ve bu tavrın üç şekilde olabileceğini söylüyor: Gücü yetiyorsa onu eliyle men eder. Bu görev yöneticilere aittir. Böylece kötülük önlenmiş olur. Buna gücü yetmiyorsa nasihat eder. Kötülüğün zararlarından söz eder. Bunda başarılı olursa yine kötülük önlenmiş olur. Buna da gücü yetmiyorsa o işi onaylamadığını tavırlarıyle belli eder, destek vermez. Onun bu tavrı etkili olabilir ve kötülüğün yayılmasına engel olur.


Peygamberimiz her vesile ile müslümanların bu görevlerini kendilerine hatırlatmıştır. Ebû Said el-Hudri (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz:


-“Yollar üzerinde oturmaktan sakınınız” buyurdu. Ashab-ı Kiram:


-Yol üzerinde oturmak bizim için zorunludur. Lüzumlu olan şeyleri orada konuşuyoruz, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Yol üzerinde oturmaktan vaz geçemiyorsanız, yolun hakkını veriniz” buyurdu. Sordular:


- Ey Allah'ın Resûlü, yolun hakkı nedir? Peygamberimiz cevap verdi:


- “Haram olan şeylere bakmamak, gelip geçene eziyet etmemek, verilen selamı almak, iyiliği emredip kötülükten menetmek. (işte yolun hakkı budur.)”'(7)


Müslümanlar bu görevlerini yapmazlarsa kötülükler ve haksızlıklar alabildiğine yayılır. ilk anda o kötülüğün zararı sadece onu yapanda kalacağı sanılır ama öyle olmaz. Bulaşıcı bir hastalık gibi toplumu sarar ve o kötülükten toplum büyük zarar görür.


Peygamberimiz, kötülüğe karşı tavır koymanın topluma getireceği felaketi bir örnekle şöyle açıklar: “Yolcular gemideki yerlerini kur'a ile belirlerler. Kur'a sonucu bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşir. Alt kata yerleşenler, burada su olmadığı için su ihtiyaçlarını görmek üzere üst kata çıkmak durumundadırlar. Su almak için üst kata çıktıkları vakit, üst kattakilerin yanından geçiyorlar. Bunun üzerine kendi aralarında konuşurlar: “Payımıza düşen alt katta bir delik açsak da, su ihtiyacımızı buradan görsek ve yukardakileri rahatsız etmesek iyi olur.” derler ve geminin alt kısmında bir delik açmaya başlarlar. şimdi üst kattakiler bunları gördükleri halde bu yaptıkları işe göz yumar, ses çıkarmayacak ve engel olmayacak olurlarsa, açılan delikten içeriye su dolar ve gemi batar. Böylece sadece deliği açanlar değil, gemide olan hepsi boğulur. Eğer üst kattakiler onları bu işden men ederlerse kendileri de kurtulur, onları da kurtarmış olurlar.”(Karizmatik


Peygamberimizin bu örneği bu konuda çok etkili bir örnek. Bundan anlaşılıyor ki, müslüman duyarlı olacak ve toplumda meydana gelen olaylara ilgisiz kalmayacak ve: “Bana ne her koyun kendi bacağından asılır” demeyecektir . Her koyun dünyada değil, ahirette kendi bacağından asılacaktır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: “öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (topluma sirayet eder ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.”(9)


Ayet-i kerime çok önemli bir uyarıda bulunuyor. öyle günah ve kötülükler var ki, sadece o günahı işleyenleri ve o kötülüğü yapanları etkilemekle kalmaz, o günahı işlememiş, o kötülüğe bulaşmamış olanlara da erişir. Bir çok suçsuzları da gelir bulur. Kurunun yanında yaş da yanar. Bugün toplumumuzda hepimizi rahatsız eden sosyal olayların kaynağında bu ihmalimiz vardır. Bunun için ayet ve hadislerin uyarılarına kulak vermeli ve toplumun zararına olacak haksız tutum ve davranışlara kayıtsız kalınmamalı, Peygamberimizin işaret buyurduğu ölçüler içerisinde her müslüman görevini yapmalıdır.
 
KABE İMAMI MAHİRİ SEVENLER GRUBU